2025 yılı Payten için nasıl geçti? Finansal teknolojiler ekosistemindeki dönüşüm, Payten’in ürün ve hizmet portföyüne nasıl yansıdı? Yılın sizin açınızdan en kritik dönüm noktaları neler oldu?
2025, Payten açısından yalnızca bütçe hedeflerinin tutturulduğu bir takvim yılı değil; teknoloji mimarimizin yenilendiği, organizasyonel kaslarımızın güçlendiği ve çoklu pazar yapılanmamızın yeniden konumlandığı stratejik bir dönemeç oldu. Bu yılı; işlem hacmindeki büyümenin ötesine geçen, regülasyonla uyumlu inovasyonun hızlandığı, globalde görünürlüğümüzün arttığı ve yerli Ar-Ge’mizle inşa ettiğimiz hizmet mimarisinin kalıcı biçimde kurumsal DNA’mıza işlendiği bir “sıçrama yılı” olarak değerlendiriyoruz.
Bu vizyonun en güçlü örneği Payten Payment Gateway oldu. Türkiye’de yıllar önce “ödeme orkestrasyonu” kavramını pazara taşıyan Payten, bugün bu platformu; akıllı işlem yönlendirme, hata koduna göre yönlendirme, kart saklama, çoklu ödeme, QR/link ile tahsilat, kapalı devre cüzdan ve otomatik mutabakat gibi 25’in üzerinde modülün entegre çalıştığı, uçtan uca bir tahsilat zekâsına dönüştürmüş durumda. Otonom işleyen bu yapı; karmaşık finansal süreçleri, gerçek zamanlı çalışan algoritmalar sayesinde minimum insan müdahalesiyle yöneterek, büyük kurumlardan global e-ticaret oyuncularına kadar uzanan geniş bir müşteri tabanına operasyonel verimlilik, yüksek onay oranı ve sürdürülebilirlik kazandırıyor.
Paratika ödeme kuruluşumuz ise KOBİ’ler için rekabet avantajı yaratan akıllı ödeme çözümlerinin mimarı haline geldi. T.C. Merkez Bankası faaliyet onaylı altyapısı ve banka standartlarında Sanal POS kabiliyetiyle Paratika; her ölçekten işletmenin tahsilat süreçlerini dijitalleştiriyor. Tek entegrasyonla tüm banka kartlarından ödeme alma, kart saklama, link/QR ile ödeme, alışveriş kredisi, alternatif ödeme yöntemleri ve Fiziki POS’u kapsayan geniş çözüm setiyle KOBİ’lerin tahsilat verimliliğini ileri seviyeye taşıyor. Paratika ayrıca, Tarım Gateway çözümüyle tarım kartlarıyla entegrasyonu hayata geçiren ilk ödeme kuruluşu olarak, tarım ekosistemindeki dijital dönüşüme öncülük etti. Deloitte Fast 50 ve EMEA Fast 500 listelerine girmesi ise bu başarı hikâyesinin uluslararası ölçekte de tescillenmesini sağladı.
Bütün bunlara ek olarak, fintekleşme yoluna girmek isteyen kurumların belki de en kritik ihtiyacına yanıt veren Payten Fintech Suite’in devreye alınması, 2025’in stratejik kırılma noktalarından biri oldu. Yedi hafta gibi kısa bir sürede canlıya alınabilen ve regülasyonlara tam uyumlu şekilde tasarlanan bu platform; KYC’den AML süreçlerine, uzaktan kimlik doğrulamadan zorunlu yasal entegrasyonlara kadar tüm gereklilikleri tek çatı altında birleştiriyor. Bununla birlikte uzun yıllardır bankalara sunduğumuz Nestpay Torus’un 2025 yılında acquiring lisansına sahip finteklere de açılması ise, bağımsız ödeme altyapılarının önünü açan; sektörde rekabeti, eşitliği ve finansal özgürlüğü destekleyen vizyoner bir adım olarak konumlandı.
2025 gündemimizin bir diğer odağı da operasyonel süreklilik ve çoklu pazar yönetimiydi. Türkiye merkezli teknoloji ekiplerimiz; Hindistan’dan Birleşik Arap Emirlikleri’ne, Mısır’dan Güneydoğu Avrupa’ya uzanan geniş bir coğrafyada ürünleştirme, performans izleme, teknik destek ve pazara giriş stratejilerini tek elden yöneten entegre bir yapı kurguladı. Böylece Türkiye, Payten Global için yalnızca güçlü bir yazılım üssü değil; bölgesel büyümenin, çok pazarlı entegrasyonların ve ölçeklenebilir operasyonların stratejik yönetim merkezi haline geldi.
Bugün geldiğimiz noktada, bu “çok ürünlü ve çok pazarlı yapı”yı ölçeklenebilir uzmanlığımızın ve ekosistem liderliğimizin doğal sonucu olarak görüyoruz. Türkiye’nin en geniş online ödeme ağlarından birini yönetiyoruz: 50 bini aşkın üye iş yeri, 35’in üzerinde banka ve fintek şirketi ile yılda 3 milyarı aşan işlem adedini yöneten benzersiz bir ekosistemden söz ediyoruz. Burada en büyük kaldıraçlarımızdan birisinin 25 yılı aşan Ar-Ge birikimimiz olduğunu özellikle vurgulamak isterim. Finansal teknolojilerde gerçek farkı yaratan unsur; standart ihtiyaçları karşılayan çözümler değil, her kurumun özgün ihtiyaçlarına uyum sağlayabilen, güçlü Ar-Ge kaslarıyla sürekli evrilen esnek ve ölçeklenebilir mimarilerdir. Payten olarak 2025’te de tam olarak bunu inşa ettik.
Payten’in 2026’ya dair stratejik yol haritası nedir? İş geliştirme, büyüme, yeni teknoloji yatırımları veya ürün çeşitlendirme bağlamında şirketin kısa ve orta vadeli öncelikleri neler?
Bugün finansal teknolojilerde sürdürülebilir büyümenin temel parametreleri netleşmiş durumda: güven, hız, operasyonel verimlilik ve müşteriye somut iş değeri üreten çözümler. Özellikle B2B ödemeler ve yeni nesil ödeme sistemleri; yalnızca tahsilat sürecinin yönetildiği teknik platformlar olmaktan çıkıp, üye işyerlerinin iş modelini dönüştüren, rekabet gücünü yukarı taşıyan stratejik kaldıraçlara dönüşüyor. Bu dönüşümü doğru okuyabilen, yatırım önceliklerini geleceğin oyun alanlarına yönlendirebilen kurumlar ise sadece bugünün dalgalanmalarını yönetmekle yetinmeyecek; fintek ekosisteminin geleceğini de aktif biçimde şekillendiren oyuncular haline gelecek.
Biz de Payten olarak 2026’ya tam da bu perspektifle hazırlanıyoruz; fikirleri ölçülebilir değere, teknolojiyi ise sürdürülebilir büyüme ve dirençli iş modellerine dönüştüren altyapılar tasarlamaya devam ediyoruz. Hedefimiz, Türkiye’nin ve bölgenin en güvenilir, en entegre “fintek altyapı merkezi” olma vizyonumuzu bir üst seviyeye taşımak. Bu çerçevede 2026 ajandamızı yalnızca rakamsal büyüme ekseninde değil, içinde bulunduğumuz ekosistemi dönüştüren, standartları yukarı çeken bir etki alanı yaratarak kurguluyoruz.
Ar-Ge kaslarımız, mevzuata tam uyumlu ürün setimiz ve dikeylerde derinleşen çözümlerimizle, sektördeki güçlü konumumuzu klasik ürün sağlayıcılığının ötesinde, dönüştürücü bir inovasyon platformuna evriltiyoruz. Türk Devletleri ile yürüttüğümüz iş birliklerini daha da derinleştirirken; Doğu Avrupa ve Balkanlar’da yerelleşmiş hizmet modelleri ile pazara yakın, çevik yapılar kurguluyoruz. Hazar’a kıyısı olan stratejik pazarlarda planladığımız inorganik büyüme adımlarıyla bölgenin finansal teknoloji altyapılarını ileri seviyeye taşıyoruz. Avrupa genelinde ise stratejik ortaklıklarla müşteri portföyümüzü genişletirken, sadece çözüm sunan bir tedarikçi değil; bölgesel standartları tanımlayan bir fintek oyuncusu olma yolunda ilerliyoruz.
Payten Grup ölçeğinde inorganik büyüme, stratejimizin ana omurgalarından biri olmayı sürdürüyor. Faaliyet gösterdiğimiz tüm pazarlarda gerçekleştirdiğimiz satın almalarla yalnızca coğrafi erişimimizi artırmıyoruz; aynı zamanda sektörel uzmanlık derinliğimizi, ölçek ekonomimizi ve pazara giriş çevikliğimizi de güçlendiriyoruz. 2026’da da teknolojiye, inovasyona ve sürdürülebilirlik odaklı iş modellerine yatırım yapmaya devam edecek; bölgenin finansal dönüşüm yolculuğunda yol gösterici, standart belirleyici rolümüzü kararlılıkla sürdüreceğiz.
Küresel ölçekte genişleyen Payten için Türkiye pazarı nasıl bir konumda? Türkiye’nin Payten’in global stratejisindeki rolü, inovasyon ve teknoloji geliştirme süreçlerine katkısı ve bölgesel merkez olma potansiyeli hakkında nasıl bir perspektife sahipsiniz?
Türkiye ekonomisi, dezenflasyon, kur istikrarı ve mali disiplin temelinde yeniden yapılanma sürecinden geçiyor. Kısa vadede enflasyon, dış finansman ihtiyacı ve küresel sıkılaşma risk unsurları olarak gündemde kalırken; sürdürülebilir dönüşüm, üretim kapasitesinin güçlenmesi, ihracat ivmesi ve dijitalleşme yatırımları orta vadeli büyüme perspektifini destekliyor. Bu stratejik dönüşüm, Türkiye’yi Payten’in küresel yol haritasında bölgesel bir operasyon alanının ötesine taşıyarak kilit bir pazar konumuna yerleştiriyor.
Payten Türkiye, teknolojik üretim kapasitesi, 25 yılı aşkın Ar-Ge yetkinliği ve bölgesel liderliğiyle grubun stratejik merkezlerinden biri. Birçok paydaşın gözünde “yerli bir şirket” algısının oluşmasının temel sebebi de bu: Payten Grubu’nun online ödemeler tarafında global ürün ve hizmet portföyünün önemli bir bölümü, Türkiye’de, Türk mühendislerinin imzasını taşıyor. Türkiye operasyonumuz, Payten’in küresel değer zinciri içinde hem yenilikçi çözümlerin tasarlandığı bir inovasyon üssü hem de bölgesel ölçeklenmenin hızlandırıcısı olarak konumlanıyor.
Bugün Türkiye’nin online ödemeler alanındaki birikimi; grubun Hindistan’dan Orta Doğu’ya, Kuzey Afrika’dan Güneydoğu Avrupa’ya uzanan geniş coğrafyada yürüttüğü satın almalar ve büyüme planlarında belirleyici bir rol oynuyor. Global operasyonlarımızın teknik koordinasyonu, performans izlemesi, ürünleştirme süreçleri ve yeni pazarlara entegrasyon adımlarının önemli bir bölümü Türkiye’de konumlanan entegre ekiplerimiz tarafından yönetiliyor. Bu yapı, Payten’in farklı ülkelerde sunduğu çözümlerde tutarlılığı, ölçeklenebilirliği ve hizmet kalitesini güvence altına almamızı sağlıyor.
Hindistan ve BAE pazarlarındaki stratejik yatırımlarımız – her iki ülkede de yerel lisanslara sahip Touras şirketinin satın alınması – ile Fawaterak satın alması sonrası güçlenen Payten Mısır yapılanmamız, bu vizyonun somut yansımaları. Söz konusu şirketlerin Payten ekosistemine entegre edilerek konsolide bir yapı altında buluşturulması, Payten Türkiye’yi çok pazarlı entegrasyonların, uyum süreçlerinin ve operasyonel sinerjilerin yönetildiği stratejik merkez olarak konumlandırıyor.
Markanızın da çözümler sunduğu alanlar hızla büyüyor ve gelişiyor. Kısa ve orta vadede Payten’in çözümlerinde en güçlü atılım alanı hangisi olacak? Neden?
Bugün kurumlar için temel mesele, “ödeme alabilmek”ten çok, her kanaldan gelen ödemeyi en doğru maliyetle, en yüksek onay oranıyla ve en düşük operasyonel yükle yönetebilmek. Banka POS’ları, ödeme kuruluşları, alternatif ödeme yöntemleri, kampanya dönemlerinde artan trafik, regülasyon uyumu ve güvenlik katmanları derken; ödeme altyapıları stratejik bir “yönetim sistemi” düzeyine yükselmiş durumda. Bu karmaşık yapıda rekabet avantajının kaynağı, tek bir ürün ya da modül olmaktan çıkıp, tüm bu bileşenleri tek çatı altında yöneten, veriyi merkeze alan ve kurumlara doğrudan gelir etkisi yaratan ödeme orkestrasyonu mimarilerinden geliyor.
Türkiye’de “ödeme orkestrasyonu” kavramını sistematik, yönetilebilir bir modele dönüştüren Payten Payment Gateway’in tamamen otonom kurgulanan mimarisi, minimal insan müdahalesiyle karmaşık finansal süreçleri gerçek zamanlı yöneten algoritmalar sayesinde kurumların tahsilat operasyonlarını sadeleştiriyor; kesinti ve hataya açık adımları ortadan kaldırıyor ve kurumların karar destek sistemleriyle entegre şekilde çalışacak biçimde tasarlanıyor.
Kritik bir farklılaştırıcı unsur olarak, Payten Ödeme Geçidi’nin mimarisi Türkiye sınırları içinde, yerel sunucular üzerinde çalışmakta olup KVKK’ya tam uyum sağlamaktadır. Bu sayede yurtdışı sunucularda barındırılan platformlarda ortaya çıkabilecek erişim sorunları ve servis kesintilerinden etkilenmeden, kurumlara yerel, stabil ve yüksek erişilebilirlik sağlayan bir tahsilat altyapısı sunar.
Payten Payment Gateway; PCI DSS Seviye 1 uyumluluğu, 3D Secure 2.2 desteği ve gerçek zamanlı kara liste kontrolleri gibi ileri seviye güvenlik yetkinlikleriyle dijital ödeme süreçlerinde en üst düzey korumayı sağlıyor. Bu güvenlik mimarisi, yalnızca riskleri bertaraf etmekle kalmıyor; aynı zamanda işlem akışını kesintisiz ve optimize biçimde yönlendirerek kurumların operasyonel sürekliliğini destekliyor.
Özellikle kampanya ve yoğun trafik dönemlerinde ölçeklenebilir yapısıyla ayrışan platform; hata kaynaklı kesintileri en aza indirirken, yüksek onay oranı ve başarılı işlem adedi üzerinden üye işyerlerine doğrudan gelir artışı sağlayan stratejik bir tahsilat altyapısı sunuyor.
Finansal teknolojilerde rekabetin doğası değişmiş durumda; bugün fark yaratan unsur yalnızca hız değil, entegrasyon kabiliyeti, güvenlik mimarisinin derinliği ve sürdürülebilirlik yaklaşımı. Payten Payment Gateway ile holding kuruluşlarından perakende, enerji, otomotiv, araç kiralama ve sigorta gibi yüksek işlem hacimli sektörlere, çok kanallı e-ticaret operasyonlarına ve ölçeklenme potansiyeli yüksek KOBİ’lere kadar uzanan geniş bir segmente, kurumsal verimlilik ve finansal sürdürülebilirlik odağında değer yaratıyoruz.
Modüler ve esnek mimarimizle yalnızca mevcut tahsilat süreçlerini optimize etmekle yetinmiyor; kurumların dijitalleşme, regülasyon uyumu ve gelir dönüşümü yolculuklarına entegre çözümlerle eşlik ediyoruz. Bu çerçevede Payten Payment Gateway, müşterilerimiz için artık sadece bir “ödeme geçidi” değil; iş sürekliliği, kârlılık ve teknoloji yatırımlarının kesişim noktasında konumlanan stratejik bir altyapı iş ortağıdır. Kısa ve orta vadede en güçlü atılım alanımızı da tam olarak burada, bu orkestrasyon merkezli değer önerisinde görüyoruz.
AI & otomasyon başta olmak üzere, veri analitiği ve ödeme optimizasyonu gibi ileri teknolojilerin Payten’in stratejik planlarındaki yeri nedir? Yapay zekanın operasyonel verimlilik ve müşteri deneyimi üzerinde nasıl bir etki yaratmasını öngörüyorsunuz?
Bağlı bulunduğumuz ASEE Grubu ve Payten açısından yapay zekâ, bugün artık yalnızca bir teknoloji yatırımı değil; ödeme, güvenlik ve müşteri deneyiminin kesişim noktasında konumlanan stratejik bir büyüme ekseni. Grup çatısı altında geliştirilen Agentic AI, Customer 360 ve gelişmiş veri yönetimi yetkinlikleri; Avrupa ve geniş EMEA coğrafyasında bankacılık, telekom, perakende ve e-ticaret oyuncularının büyüme ajandasını veri odaklı, öngörülebilir ve ölçeklenebilir hale getiriyor. Bugün 20’den fazla ülkede 100’ün üzerinde müşterinin bu yapay zekâ platformlarını aktif biçimde kullanıyor olması, ASEE platformlarının bölge genelinde ölçeklenerek yaygınlaştığını ve yapay zekâ destekli iş uygulamalarına yönelik talebin sürdürülebilir biçimde güçlendiğini gösteren somut bir veri noktası olarak karşımıza çıkıyor.
ASEE’nin bölgede yapay zekâ ve dijital dönüşüm odağında konumlanan kritik iş birliği platformları, sektörel konferanslar ve karar verici forumlarda üstlendiği düşünce liderliği rol; regülatörler, iş ortakları ve kurumsal müşteriler nezdinde ASEE’yi, yapay zekâyı yalnızca bir ürün katmanı olarak değil, regülasyon, etik, veri mahremiyeti ve siber güvenlik boyutlarıyla birlikte ele alan sorumlu bir iş ortağı olarak konumlandırıyor.
Önümüzdeki dönemde grup olarak önceliğimiz, ASEE’nin Avrupa’da ödeme ve finansal hizmetler alanında geliştirdiği yapay zekâ uygulamalarını Payten Group’un operasyonel süreçleri ve ödeme ürün ailesiyle çok daha sıkı, bütünsel ve ölçeklenebilir bir şekilde entegre etmek olacak. Böylece yalnızca kendi verimliliğimizi artırmakla kalmayacak; müşterilerimize de uçtan uca yapay zekâ ile zenginleştirilmiş, öngörüsel ve otomatize müşteri deneyimleri sunarak bölgenin finansal teknoloji standartlarını yukarı taşıyacağız.
Payten’in global büyüme hedefleri doğrultusunda yeni pazarlar, iş birlikleri veya satın alma stratejileri gündeminizde mi? Özellikle Avrupa, MENA veya Asya gibi bölgelerde genişleme planlarınız varsa, 2026 perspektifinde nasıl konumlanıyorsunuz?
Payten Grup ölçeğinde inorganik büyüme, stratejimizin temel sütunlarından biri olmaya devam ediyor. Avrupa, MENA ve Asya pazarlarında planladığımız satın almalar, yerelleşmiş iş birlikleri ve doğrudan pazar girişleri, 2026 ajandamızın ana odak başlıkları arasında yer alıyor.
Önümüzdeki dönemde Türk Devletleri, Doğu Avrupa ve Balkanlar’da yerelleşmiş hizmet modelleriyle ölçeklenmeyi; Avrupa’da ise stratejik ortaklıklar yoluyla kapsamlı müşteri portföyümüzü derinleştirmeyi hedefliyoruz. MENA ve Asya’da ise Touras ve Fawaterak örneklerinde olduğu gibi, lisanslı yerel oyuncularla entegrasyona dayalı büyüme stratejimizi sürdürmeyi planlıyoruz.
Bu yılın öne çıkan stratejik hamlelerinden biri de, bankalara yönelik e-ticaret ödeme altyapımız Nestpay Torus’un ASEE Cloud üzerinde konumlandırılması oldu. Böylece, finansal alanda prestijli ödüllerle tescillenmiş bu platformu Batı Avrupa pazarlarıyla tam uyumlu, ölçeklenebilir ve bulut tabanlı bir mimariye taşıdık. Türkiye’de geliştirilen bu çözüm, artık Avrupa’daki bankalar için hızla devreye alınabilen, regülasyon uyumlu ve yüksek performanslı bir küresel altyapı niteliği kazanmış durumda.
Nestpay Torus’un ASEE Cloud üzerinde yeniden yapılandırılmasıyla; yalnızca Avrupa standartlarıyla tam uyumu garanti altına almakla kalmadık, aynı zamanda Türkiye’de geliştirdiğimiz bu güçlü e-ticaret ödeme altyapısını, Avrupa bankacılık ve ödeme ekosisteminde ölçeklenebilir bir “tercih edilen platform” seviyesine taşıdık. Bu adım, Payten Türkiye’nin ve ASEE Group’un küresel fintek yol haritasında, özellikle bankacılık ve ödeme alanında “teknoloji tabanlı büyümenin ana iş ortağı” olma iddiasını güçlendirirken; Türkiye’yi de grubun bankacılık ve e-ticaret teknolojilerindeki stratejik üretim ve inovasyon üssü olarak daha da kritik bir konuma yerleştiriyor.




